NOVARTIS Firması Ürünleri
ritaline 10 mg 30 tablet
Kısıtlamalar
Kırmızı reçete.
Metil Fenidat Hcl içeren ilaçlar: hiperaktivite ve dikkat eksikliği
tedavisinde, 18 yaş altında, tedavi şemasını içeren, çocuk/erişkin
psikiyatrisi uzmanının bulunduğu sağlık kurulu raporuna dayanılarak,
çocuk/erişkin psikiyatrisi, çocuk nörolojisi, nöroloji ve çocuk
hastalıkları uzmanlarınca yazılabilir.
FORMÜLÜ
Bir tablet 10 mg metilfenidat hidroklorür içerir.
Yardımcı maddeler: laktoz.
FARMAKOLOJİK ÖZELLİKLERİ
Ritalin bir merkezi sinir sistemi uyarıcısı olup belirgin etkisi motor
aktivite yerine mental aktivite üzerinedir. İnsandaki etki mekanizması
tamamen anlaşılmamıştır, fakat beyin kökü aktivasyon sistemini ve
korteksi aktive ederek uyarıcı etkisini gösterdiği düşünülmektedir.
Ritalin’in çocuklardaki mental ve davranışsal etkilerinin mekanizması
açıklıkla belirlenmemiştir ve bu etkilerin merkezi sinir sisteminin
durumu ile ilişkilerini gösteren kesin bir kanıt bulunmamaktadır.
Farmakokinetik özellikleri
Emilim
Oral yoldan alındıktan sonra etkin madde (metilfenidat hidroklorür)
hızla ve hemen hemen tamamen emilir. Yoğun ilk geçiş metabolizması
nedeniyle sistemik biyoyayarlanımı dozun ancak % 30’ u (% 11-51)
kadardır. Besinlerle alınması emilimini hızlandırır fakat emilen
miktarı etkilemez. 0.30 mg/kg alınmasından ortalama 1-2 saat sonra
yaklaşık 40 nmol/L (11 ng/mL) olan doruk konsantrasyonlara erişilir.
Ancak doruk konsantrasyonlar hastalar arasında belirgin derecede
farklılıklar gösterir. Konsantrasyon-zaman eğrisi altında kalan alan
(AUC) ve doruk plazma konsantrasyonları (Cmax) doz ile orantılıdır.
Dağılım
Kanda metilfenidat ve metabolitleri plazma (% 57) ve eritrositler (%43)
arasında dağılır. Metilfenidat ve metabolitleri plazma proteinlerine
düşük oranda (% 10 - 33) bağlanırlar. Sanal dağılım hacmi yaklaşık 13.1
L/kg’dır.
Biyotransformasyon
Metilfenidatın biyotransformasyonu hızlı ve geniş kapsamlıdır. Ana
metabolit olan, ester grubu uzaklaştırılmış, α-fenil-2-piperidin asetik
asit metaboliti metilfenidatın alınmasından yaklaşık 2 saat sonra
plazmada, değişmemiş maddeninkinden 30 - 50 defa daha yüksek olan doruk
konsantrasyonlara ulaşır. α-fenil-2-piperidin asetik asidin
yarılanma ömrü metilfenidatin yarılanma ömrünün yaklaşık iki katıdır ve
ortalama sistemik klirensi 0.17 L/saat/kg’dır. Hidroksillenmiş
metabolitler (yani,hidroksimetilfenidat ve hidroksiritalinik asit)
ancak küçük miktarlarda tespit edilirler.Terapötik etkinliğinin esas
olarak ana maddeye bağlı olduğu sanılmaktadır.
Eliminasyon
Metilfenidat plazmadan ortalama 2 saatlik bir yarı ömür ile elimine
edilir. Sanal ortalama sistemik klirensi 10 L/saat/kg’dır. Oral
alınmasından sonra 48-96 saat içinde dozun % 78-97’si idrar, % 1-3’ü
dışkı ile, metabolitleri şeklinde atılır. Değişikliğe uğramamış
metilfenidat ancak küçük miktarlarda (< % 1) idrarda görülür. Dozun
çoğunluğu (% 60- 86) idrarla, α-fenil-2-piperidin asetik asit şeklinde
atılır.
Hastalardaki özellikleri
Metilfenidatın hiperaktif çocuklarda ve normal erişkinlerde
farmakokinetik davranışları arasında görünür fark yoktur. Eliminasyon
bilgileri, böbrek fonksiyon bozukluğu olması halinde böbrek
fonksiyonları normal olan hastalardakine göre değişmemiş metilfenidatın
böbreklerden atılmasının çok az miktarda azalacağını göstermektedir.
Bununla birlikte α-fenil-2-piperidin asetik asit metabolitinin
böbreklerden atılması azalabilir.
ENDİKASYONLARI
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (Attention-Deficit
Hyperactivity Disorder = ADHD) ADHD önceleri çocuklarda dikkat
eksikliği bozukluğu veya beyinde minimal düzeyde işlev bozukluğu olarak
bilinirdi. Hiperkinetik çocuk sendromu, minimal beyin hasarı, minimal
serebral disfonksiyon, minör serebral disfonksiyon ve çocuklarda
psiko-organik sendrom, bu davranışsal sendromu tanımlamak için
kullanılan diğer terimlerdir. Ritalin orta derece-şiddetli dikkat
dağınıklığı, kısa dikkat süresi, hiperaktivite, duygusal değişkenlik,
düşünmeksizin hareket etme gibi özellikler gösteren davranışsal bir
sendromu olan çocukları stabilize etmek amacıyla tipik olarak
psikolojik, eğitsel ve
sosyal önlemler içeren kapsamlı bir tedavi programının bir parçası olarak uygulanır.
Lokalize olmayan (yumuşak) nörolojik belirtiler, öğrenme güçlüğü ve
anormal EEG mevcut olabilir veya olmayabilir ve merkezi sinir sistemi
fonksiyon bozukluğu tanısı konabilir veya konamayabilir.
ADHD Tanısı İçin Özel Hususlar
Bu sendromun spesifik etiyolojisi bilinmemektedir ve tek tanı testi
mevcut değildir. Yeterli tanı için tıbbi ve nöropsikolojik, eğitsel ve
sosyal araştırma gereklidir. Kronikleşmiş kısa süreli dikkat, dikkatin
kolay dağılması, duygusal kararsızlık, düşünmeksizin ani hareket etme
ve orta derece-şiddetli hiperaktivite, minör nörolojik
belirtiler ve anormal EEG genellikle bildirilen özelliklerdir. Öğrenme
azalabilir veya azalmayabilir. Tanı, tüm hikayeye ve çocuğun
değerlendirilmesine dayanarak yapılmalı ve sadece bu özelliklerden bir
veya birkaçının varlığına dayanmamalıdır. İlaç ile tedavi bu sendromu
gösteren çocukların hepsinde endike değildir. Uyarıcılar, çevresel
faktörler (özellikle çocuk suistimali) nedeniyle sekonder olarak
gelişen belirtiler olan çocuklarda ve/veya psikoz dahil, primer
psikiyatrik bozukluklar olan çocuklarda kullanılmaz. Uygun eğitsel
yaklaşım esastır ve psikososyal girişim genellikle gereklidir. Çare
olarak düşünülen önlemler tek başına yetersiz oldukları takdirde
çocuktaki semptomların süre ve şiddetine göre doktor tarafından bir
uyarıcı reçete edilir.
Narkolepsi Belirtiler gündüz uyku hali, uygunsuz uyku halleri ve istemli kas tonunun aniden kaybıdır.
KONTRENDİKASYONLARI
Metilfenidata veya içerdiği maddelerden herhangi birine karşı aşırı
duyarlılığı olanlarda kullanılmaz. Anksiyete, gerilim, ajitasyon,
hipertiroidizm, kardiyak aritmiler, şiddetli angina pectoris ve glokom
mevcudiyetinde Ritalin kontrendikedir. Ayrıca, motor tikleri olan
hastalarda, kardeşlerinde tikler olan hastalarda veya ailesinde veya
kendisinde Tourette Sendromu tanısı veya ailesel hikayesi olan
hastalarda kontrendikedir.
UYARILAR/ÖNLEMLER
Ritalin 6 yaşından küçük çocuklarda kullanılmamalıdır, çünkü bu yaş grubunda emniyet ve etkinliği tespit edilmemiştir.
Ritalin egzojen veya endojen kaynaklı, şiddetli depresyonun tedavisi
için kullanılmamalıdır. Klinik deneyimler psikotik çocuklara Ritalin
verilmesinin davranış bozukluğu ve düşünce bozukluğu semptomlarını
alevlendirebileceğini düşündürmektedir.
Ritalin’ in kronik s istimali belirgin toleransa ve değişik derecelerde
anormal davranışlarla birlikte psikolojik bağımlılığa yol açabilir.
Aşikar psikotik haller, özellikle parenteral suistimale cevap olarak
görülebilir. Mevcut klinik bilgiler çocuklara verilen Ritalin’in
yetişkin ve ergenlik çağındakilerde olduğu gibi bağımlılık olasılığını
artırmadığını göstermektedir.
Ritalin ile tedavi tüm dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu
vakalarında endike değildir ve ancak hastalığın detaylı tanı hikayesi
alındıktan ve değerlendirme yapıldıktan sonra düşünülmelidir. Ritalin;
yalnızca bir ya da birkac anormal davranışsal özelliğin varlığına göre
değil, çocuğun yaşına göre ve semptomların şiddeti değerlendirilerek
reçete
edilmelidir. Bu semptomlar akut stres reaksiyonları ile ilişkili olduğunda Ritalin ile tedavi genellikle endike değildir.
Ritalin epilepsili hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Klinik deneyim,
Ritalin ile tedavi edildiklerinde bu hastaların küçük bir kısmında,
nöbet sıklığında artış olabildiğini göstermektedir. Nöbet sıklığı
arttığı takdirde Ritalin kullanımına son verilmelidir.
Nedensel bir ilişki teyid edilmemiş olmasına rağmen çocuklarda
uyarıcıların uzun süreli kullanımında vücut ağırlığında orta şiddette
azalma ve gelişmede hafif bir gecikme bildirilmiştir.
Geçmişinde ilaç bağımlılığı ve alkolizm olan hastalar gibi duygusal
olarak kararsız hastalarda dikkatli olmak gerekir, çünkü bu hastalar
kendiliklerinden dozu artırabilirler.
Özellikle hipertansiyonlu, Ritalin kullanan tüm hastalarda kan basıncı uygun aralıklarla izlenmelidir.
Ritalin’in uzun süreli kullanımında emniyet ve etkinlik konusundaki
bilgiler tam değildir.Bu nedenle uzun süreli tedavi gerektiren hastalar
dikkatle izlenmelidir. Uzun süreli tedavi sırasında periyodik olarak
tam ve ayırıcı kan sayımları ve trombosit sayımlarının yapılması
tavsiye edilir.
Kronik aşırı aktivite etkileri yanında depresyonu ortaya
çıkarabileceğinden ilacın bırakılması sırasında dikkatli denetim
gerekmektedir. Bazı hastaların uzun süreli takibi gerekebilir.
Gebelik ve emzirme
Hamile kadınlarda metilfenidatın güvenli kullanımına dair çalışmalar
yapılmamıştır. Ritalin, muhtemel yararları fetus için riskinden fazla
olmadıkça, gebe kadınlara verilmemelidir. Ritalin ve/veya
metabolitlerinin anne sütüne geçip geçmediği bilinmemektedir. Güvenlik
nedeniyle emziren anneler Ritalin kullanmamalıdırlar.
Araç ve makine kullanma yeteneğine etkisi
Ritalin sersemlik ve uyuşukluğa neden olabilir. Bu nedenle, hastalar
araç sürmemek makine kullanmamak veya diğer tehlikeli olabilecek
etkinlikler yapmamak konusunda uyarılmalıdır.
YAN ETKİLER / ADVERS ETKİLER
Sıklık ölçeği: Sık sık: ≥%10; yaygın: ≥%1 - <%10; seyrek: ≥%0.1 - <%1; ender: ≥%0.01 - <%0.1; çok ender: <%0.01
Sinirlilik ve uykusuzluk en yaygın istenmeyen etkilerdir. Bunlar
tedavinin başlangıcında görülürler ve genellikle dozu azaltmak veya
öğleden sonra veya akşam dozunu almamak suretiyle kontrol altına
alınabilir. İştah azalması da yaygındır fakat genellikle geçicidir.
Merkezi ve periferik sinir sistemi : Yaygın olarak baş ağrısı,
uyuşukluk, sersemlik,diskinezi; ender olarak görme uyumunda güçlükler
ve bulanık görme; çok ender olarak hiperaktivite, konvülsiyonlar, kas
krampları, koreotetoid hareketler, tikler veya mevcut tiklerin ve
Tourette Sendromu’nun alevlenmesi, toksik psikoz (bazen görsel ve
dokunma duyusu ile ilgili halüsinasyonlar), geçici depresif mizaç,
serebral arterit ve/veya tıkanma.
Zayıf dokümante edilmiş nöroleptik malign sendrom (NMS)a ait çok ender
raporlar alınmıştır. Bu raporların çoğunda hastalar diğer ilaçlarla da
tedavi olmuşlardır. Bu vakalarda Ritalin’in rolü şüphelidir.
Kardiyovasküler sistem : Yaygın olarak taşikardi, palpitasyon,
aritmiler, kan basıncında ve kalp atım hızında değişiklikler
(genellikle artış); ender olarak angina pectoris.
Gastrointestinal sistem : Yaygın olarak karın ağrısı, bulantı, kusma.
Bunlar genellikle tedavinin başlangıcında görülürler ve ilacın
besinlerle birlikte alınması suretiyle hafifletilebilirler. Ağız
kuruluğu.
Çok ender olarak transaminaz yükselmelerinden hepatik komaya kadar değişen anormal karaciğer fonksiyonu.
Deri ve uzantıları: Yaygın olarak döküntü, pruritus, ürtiker, ateş,
artralji, saç kaybı; çok ender olarak trombositopenik purpura,
eksfolyatif dermatit, multiform eritem.
Kan : Çok ender olarak lökopeni, trombositopeni, anemi.
Diğerleri : Ender olarak çocuklarda uzun süreli tedavi sırasında kilo
almada orta derecede azalma ve gelişmede minör bir yavaşlama.
İLAÇ ETKİLEŞMELERİ VE DİĞER ETKİLEŞMELER
Ritalin, pressör maddeler ve MAO inhibitörleri ile dikkatle
kullanılmalıdır. İnsanlarda yapılan farmakolojik çalışmalar Ritalin’in
kumarin grubu antikoagülanların, bazı antikonvülsanların (ör:
fenobarbiton, fenitoin, primidon), fenilbutazon ve trisiklik
antidepresanların metabolizmalarını inhibe edebileceğini göstermiştir.
Bu ilaçların dozunu azaltmak gerekebilir.
Ritalin, guanetidinin antihipertansif etkisini zayıflatabilir.
Alkol, Ritalin dahil psikoaktif ilaçların merkezi sinir sistemi yan etkilerini artırabilir.
Bundan dolayı, tedavi esnasında hastaların alkol almaktan kaçınmaları tavsiye edilir.
KULLANIM ŞEKLİ VE DOZU
Dozaj hastanın ihtiyaçlarına ve cevaplarına göre ayarlanmalıdır.
ADHD tedavisi için ilacın veriliş zamanı hasta için en büyük akademik,
davranış ve sosyal açıdan en zor olan gün içi dönemlere rastlatılmaya
çalışılmalıdır.
Ritalin’e düşük dozlarla başlanarak haftalık aralarla artışlar
yapılmalıdır. 60 mg’dan daha yüksek günlük doz tavsiye edilmemektedir.
Doz ayarlamasından bir ay sonra semptomlar düzelmezse ilaç kesilmelidir.
Semptomlar kötüleşir veya diğer yan etkiler görülürse ilacın dozu azaltılır veya gerekirse ilaç kesilir.
Eğer ilacın etkisi akşam çok erken yokolursa, davranış bozukluğu
ve/veya uykusuzluk görülebilir. Normal tabletin akşam dozu bu problemin
çözümünde yardımcı olabilir.
Çocuğun durumunu değerlendirmek için Ritalin periyodik olarak
kesilmelidir. İlaç geçici veya kalıcı olarak kesildiğinde düzelme devam
edebilir.
İlaç ile tedavi süresi belirsiz olmamalıdır. İlaç genellikle ergenlik
sırasında veya ergenlikten sonra kesilebilir. Ancak, ADHD ergenlik
döneminde devam edebilir bu nedenle puberte sonrası bu hastalara
Ritalinle tedaviye devam edimesi yararlı olabilir.
Çocuklar (6 yaş ve üzeri)
Günde bir veya iki defa (örneğin kahvaltıda ve öğlende) 5 mg (1/2
tablet) ile başlanır ve haftada 5 -10 mg’lık artışlarla kademeli olarak
artırılır. Toplam günlük doz bölünmüş dozlar halinde uygulanabilir.
Erişkinler
İki veya üçe bölünmüş dozlar halinde günlük ortalama doz 20 - 30
mg’dır. Bazı hastalarda günde 40 - 60 mg gerekli olabilirken
diğerlerinde günde 10 -15 mg yeterli olacaktır. İlacı günün ileri
saatlerinde aldığı takdirde uyuyamayan hastalar son dozu saat 18.00’den
önce almalıdırlar.
DOZ AŞIMI
Belirtiler ve semptomlar
Akut doz aşımının belirti ve semptomları başlıca merkezi ve sempatik
sinir sistemlerinin aşırı uyarılmasına bağlıdır ve aşağıdaki belirtiler
görülebilir: kusma, ajitasyon, tremor, hiperrefleksi, kas seğirmesi,
konvülsiyonlar (muhtemelen komanın izlediği), öfori, konfüzyon,
halüsinasyonlar, deliryum, terleme, ateş basması, baş ağrısı,
hiperpireksi,
taşikardi, palpitasyon, kardiyak aritmiler, hipertansiyon, midriyazis ve mukoz membranlarda kuruluk.
Tedavi
Tedavi destekleyici önlemlerden oluşur. Hasta kendine verebileceği
zarara ve halen mevcut aşırı uyarılmayı daha da ağırlaştıracak dış
uyarıcılara karşı korunmalıdır. Eğer belirti ve semptomlar çok şiddetli
değilse ve hasta bilinçli ise kusturma ile mide boşaltılabilir veya
yıkanabilir. Zehirlenme şiddetli ise, midenin yıkanmasından önce çok
dikkatle titre edilmiş dozda kısa etkili bir barbitürat verilmelidir.
Yeterli dolaşım ve solunumun sürdürülmesi için çok özen
gösterilmelidir; hiperpireksi için dışarıdan soğutma işlemleri
gerekebilir. Ritalin ile doz aşımında periton diyalizinin veya
ekstrakorporal hemodiyalizin etkinliği tespit edilmemiştir.